Dünya Bizi Seviyor!
Caribou Coffee, dünyanın dört bir yanında kahve severlerin favorisi olan güçlü bir marka. Türkiye hikâyemiz ise 2011 yılında başladı. Kuveytli Al Sayer Ailesi ve Yıldız Holding ortaklığıyla Türkiye’ye gelen Caribou Coffee’nin tüm hisseleri, 2015 yılında yapılan anlaşmayla Al Sayer Grubu’na devredildi.
Amerika’nın en büyük ikinci kahve zinciri olan Caribou Coffee’nin Türkiye operasyonu uzun yıllar Al Sayer Grubu tarafından yürütüldü. 2021 Temmuz itibarıyla ise marka, Türkiye’de Onefranchising Grubu tarafından yönetilmeye başladı.
Türkiye’deki ilk mağazamızı Aralık 2011’de Caddebostan’da açtık. Bugün ise 2024 itibarıyla 14 farklı şehirde, 59 mağazamızla Caribou Coffee’nin dünyaca sevilen kahve kültürünü Türkiye’nin dört bir yanındaki kahve severlerle buluşturuyoruz.
Perde Arkası
Caribou Coffee’de gördüğünden çok daha fazlası var. Her fincanın arkasında, dünyanın dört bir yanından özenle seçilmiş kahve çekirdekleri, titizlikle hazırlanan tarifler ve en iyisini sunma isteği var.
En kaliteli kahveyi bulmak için farklı ülkelerdeki yüzlerce çekirdeği inceliyor, en iyi aromaları senin için seçiyoruz. İçeceklerimizde gerçek çikolata ve günlük süt kullanıyor; her detayda doğallığı ve kaliteyi önceliğimiz yapıyoruz. Çünkü Caribou Coffee’ye geldiğinde sıradan bir kahve değil, gerçekten özel bir deneyim yaşamanı istiyoruz.
Biz perde arkasında en iyisini hazırlarken, senin de her yudumda içindeki seni ortaya çıkarmanı istiyoruz. Bir gün daha erken uyan, derin bir nefes al, dışarı çık, insanlara gülümse, hayallerinin peşinden git. Çünkü hayat aynı şeyleri tekrar etmek için değil, her anını dolu dolu yaşamak için var.
İşin Özünde Samimiyet Var.
Caribou Coffee’de uzun uzun vizyon ve misyon cümleleri kurduğumuzu pek duymazsın. Çünkü bize göre mesele kurumsal ifadelerden çok daha basit: samimiyet, deneyim ve değerler. Bizim hedefimiz, senin için “sevdiğin bir yer” olabilmek. Her geldiğinde kendini iyi hissedeceğin, kahveni içerken gerçekten keyif alacağın ve ruhunu besleyen bir deneyim yaşayacağın bir yer. Kulağa iddialı mı geliyor? Belki biraz. Ama bizi ayakta tutan şey de tam olarak bu samimiyet. Temel değerlerimiz sayesinde ayaklarımız hep yere basıyor ve her gün, küçük anlardan oluşan o olağanüstü deneyimi yaratmaya devam ediyoruz.
